Dereli

Tarihi

Dereli, Giresun’un yaşadığı tarihi olaylara ortak olmuş bir ilçedir. Giresun’u İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerine bağlayan transit yol üzerinde kurulmuştur. Giresun‘u etkileyen her olay, Dereli ilçesini de etki altına almıştır. Bunun için Dereli’nin  tarihini Giresun’un tarihi içinde incelemek ve değerlendirmek gerekir.

Giresun ve çevresi sırasıyla Hititler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Miletoslular, Bizanslar, Selçuklular ve Osmanlıların hakimiyeti altında kalmıştır.

Hititler İmparatorluğu döneminde, Giresun ve çevresinde  “Azzililer” vardı. Azzililer MÖ 1300’lü yıllarda yaşamışlardır. Sonra Hitit İmparatorluğunun yıkılmasında da büyük rol oynayan “Muşkiler”i görmekteyiz.

Muşkiler; Trakya ve Boğazlar yolu ile Anadolu’ya büyük göç yaptılar. Bu göçe “Deniz kavimleri göçü”denir. Bu sırada Karadenizin doğusuna kadar ilerlediler. Giresun ve çevresi böylece bu kavimlerin liman yerleşimi alanı içine girmiştir. Muşki kavmi, güneye doğru uzanmıştır (MÖ 1160). Daha sonra bu kavim, Frigya Konfaredesyonu içinde yer almıştır (MÖ 1100). Frig Konfederasyonu doğudan Felen, İskit ve Kimmer akınlarına dayanamayıp yıkılınca sahneye Miletoslular çıktı.

Miletoslular MÖ 670 yıllarında Marmara ve Karadeniz kıyılarına uzanmak fırsatını buldular. Miletoslular bu deniz kıyılarında balıkçılık ve ticaret merkezleri ile yükleme ve boşaltma limanları kurmuşlardır. Giresun da limanlar arasında bulunuyordu.

Yöre MÖ 500’lü yıllarda Perslerin, MÖ 300’lü yıllarda Kapadokya Krallığının ve yine aynı yıllarda Makedonyalıların etkisi altında kalmıştır.

 

 ROMA – BİZANS DÖNEMİ

Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasında sonra, Giresun ve çevresi Bizans sınırları içerisinde yer alır.

XI. yy.daki Haçlı seferleri sırasında yörenin siyasal yapısında büyük değişiklikler meydana geldi. Bizans başkentini Haçlı ordularının işgal etmesi  üzerine imparator Komnenos’un oğulları Karadeniz kıyılarına kaçtılar. Gürcü prensleri yardımı ile 2004’te Trabzonu ele geçirerek Bizans’tan ayrıldılar. Burada sınırları Sinop’a kadar uzanan bir Trabzon Rum imparatorluğu kurdular. Giresun’da bu devletin içinde yer aldı.

EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİNDE GİRESUN

Giresun Kalesi Bizans İmparatoru Konstantin tarafından yaptırılmıştır. Sonraları Uzun Hasan’ın eline geçmişse de Cenevizliler Akkoyunlulardan zorla almışlardır. Kale, Osmanlılar tarafından kuşatılınca  Fatih’in Mahmut Paşaya: “Bu gece Kaleye Giresin” demesinden ötürü Kalenin adı Giresun kalesi olmuştur.

Kalesi deniz kıyısındadır. Kent bağlık bahçelik güzel bir görünüme sahiptir. Limanı gayet iyi demir alır. Fakat batı rüzgarlarından etkilenir. Limanın doğusunda bir de adacığı vardır.

SELÇUKLULAR DÖNEMİ 

XI yy. da Bizans İmparatorluğu zayıflamaya başladı. Bizans İmparatorluğu sınırları içerisinde bulunan yerel güçler arasındaki sürtüşmeden yararlanan Türkler Giresun’un güney sınırları üzerinde yer alan Şebinkarahisar’a akınlar yapmışlardır fakat şehri alamamışlardır. Türk akınlarından sonra Şebinkarahisar ve çevresi Bizans egemenliği altında kalmıştır.

XI yy.ın sonlarına doğru Karadeniz ticareti Cenevizlilerin eline geçmiş olup, Giresun limanı da dahil olmak üzere bazı limanları ve çevresini egemenlikleri altına almışlardır. Buralarda küçük ticaret kolonileri kurmuşlardır.

Türkler 1071 Malazgirt zaferinden sonra Giresun ve çevresini ele geçirdiler. Trabzon Rum İmparatorluğu Selçuklulara vergi vermek zorunda kaldı. Selçuklular Haçlı Seferleri ile birlikte yöre hakimiyetini kaybettiler.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin gücünü kaybetmesiyle, Anadolu’da İlhanlı hakimiyeti artmaya başladı. Bu sırada Türkmenler Karadeniz’in kıyı kesimlerine inerek Giresun ve Ordu çevresini ele geçirdiler. Giresun ve Ordu çevresindeki madenler, Türkmenler tarafından işletilmeye başladı.

BEYLİKLER DÖNEMİ

Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılışı ile Osmanlıların siyasal birliği kurmaya çalışmaları arasında, büyük beyliklerin yanı sıra küçük beyliklerde ortaya çıkmıştı. Bunlardan birisi de Giresun ve Ordu çevresindeki Hacı Emir ve oğullarının kurduğu beyliktir.

Ordu ve Giresun çevresinde Hacı Emir’in egemenliği döneminde zaman zaman merkezi Trabzon’da bulunan Rum İmparatorluğuna akınlar yapılmış, hatta Rum İmparatoru III. Alexis başa çıkamayacağını  anlayınca, Hacı Emir ve Oğulları ile dostluk kurabilmek kendisini güven içinde hissetmek amacı  ile kardeşi Maria’yı 1358 tarihinde Hacı Emir ile evlendirdi.

Hacı Emir sıhhati bozulduktan sonra, beyliğin idaresini oğlu  Süleyman’a bıraktı. Sıhhatine kavuşunca tekrar beyliğin başına geçmek istedi. Ancak oğlu Süleyman buna razı olmadı. Bunun üzerine aralarında savaş çıktı. Niksar Beyi Taceddin, Hacı Emir’in topraklarına saldırdı. Hacı Emir’in oğlu Süleyman bu saldırı karşısında çevreden yardım istemek zorunda kaldı. Bu sırada Sivas Hükümdarı, Kadı Burhaneddin’in yardımını almaya başardı.

Hacı Emiroğlu Süleyman bey, Niksar beyi Taceddin’in iki saldırısını kırdıysa da, üçüncü bir saldırıya geçildiğini duyunca, Sivas hükümdarı Kaldı Burhaneddin’e sığınmak zorunda kaldı.

Kadı Burhaneddin  ikisi arasında arabuluculuk yaparak Taceddin’e elçi ve mektuplar gönderdi. Süleyman Bey ile Tacaddin’in ilişkilerinin düzeltmeye çalıştıysa da, Taceddin Hacı Emiroğlu Süleyman Beyin ülkesine tekrar saldırdı. Arabulucu kadı Burhaneddin’in sözünü dinlemeyen bitmez tükenmez ihtiraslarının esiri olan Taceddin çatışma sırasında Süleyman Bey’e yenilerek öldürüldü. Bu olaydan sonra Hacı Emiroğlu Süleyman Bey  iç yönetiminde  Kadı Burhaneddin’e  bağlı olarak yönetimini sürdürmeyi başarabildi.

Hacı Emiroğlu Süleyman Bey 12 bin kişilik bir ordu ile Giresun ve çevresini ele geçirdi. Kadı Burhaneddin’in ölümüne kadar (1398), yönetiminde değişiklik yapılmadı.

OSMANLI  DÖNEMİ

Amasya çevresinin Osmanlı idaresine girmesinden sonra, Yıldırım Beyazıt Canik Beyi Kubadoğlu Cüneyt üzerine yürüdü (1398). Böylece Yıldırım Beyazıt Samsun’un Müslüman bölümünü ele geçirdi. Samsun ve çevresi bu sırada Cüneyt Bey’in egemenliği altındaydı. Samsun ve dolaylarının Osmanlı egemenliğine girmesiyle çevrede Osmanlıların etkinliği arttı. Terme, Çarşamba ve Niksar çevrelerine egemen olarak Tacettin Oğulları  Mahmut ile Alpaslan, Ordu ve Giresun emiri Hacı Emirzade Süleyman Bey Osmanlı egemenliğine girdiler. Dolayısıyla Giresun da Osmanlıların yönetimine girmiş oldu. Osmanlı Devleti’nin sınırları Giresun’un da Osmanlılara katılmasıyla, Trabzon Rum İmparatorluğunu sınırlarıyla birleşti.

1402 tarihinde yapılan Ankara savaşından sonra Timur, Anadolu’da Osmanlıların ele geçirmiş olduğu beyliklerin topraklarını eski sahiplerine iade etti. Böylece Giresun ve Ordu tekrar Hacı Emirzade soyunun yönetimine girmiş oldu. Ankara savaşından sonra Osmanlı şahzadeleri arasında çıkan taht kavgaları yüzünden bir ara Osmanlı yönetimi dağılmaya yüz tuttuysa da kısa bir müddet sonra Çelebi Mehmet’in Osmanlı yönetimini, yeniden bir yönetim altında topladığını biliyoruz.

Fetret  Devleti adıyla anılan bu ara dönem de Osmanlıların önemli ölçüde toprak kaybına uğradığı görülmektedir. 1413 yılında Çelebi Mehmet Devletin başına geçti. Kaybolan bu toprakları yeniden ele geçirmeye muvaffak oldu. 1418 tarihinde büyük bir deprem oldu Tokat  ve Amasya çevrelerinde büyük hasarlar meydana geldi. Devlet bu hasarı onarmaya çalışırken  Karakoyunlu Beyi Yusuf  Erzincan’ı alarak Giresun’un güneyindeki Şebinkarahisarı kuşattı. Bunun üzerine Çelebi Mehmet Şebinkarahisar’a yardım gönderdi.

Giresun Fatih Sultan Mehmet’in Trabzonu kesin olarak ele geçirdiği 1461 tarihinde Osmanlıların egemenliğine girdi. Şehzade Selim (Yavuz Sultan Selim)’in Trabzon’a sancak beyi atanmasından sonra Giresun ve çevresi daha da önem kazandı.

Coğrafi Yapı

SINIRLARI VE FİZİKÎ ÖZELLİKLERİ

SINIRLARI

Dereli ilçesi Giresun ilinin güney kesi­minde, Giresun’u İç Anadolu ve Doğu Anadolu’ya bağlayan transit yol üzerinde kurulmuştur

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

        Dereli ilçesinin güneyinde Şebinkarahisar, kuzeyinde Gire­sun, Keşap, doğusunda Yağlıdere, Batısında Bulancak ve Ordu bulunur. Yüzölçümü 830 kilometrekaredir. Deniz seviyesinden yüksekliği 240 metredir. Deniz kenarına uzaklığı 26 kilometre, Gi­resun il merkezine uzaklığı 32 kilometre­dir. Giresun’u Dereli ‘ye bağlayan yol 7 metre genişliğinde asfalt olup vi­rajlıdır. Bu yol Dereli’den geçip Kotana mevkiinden itibaren Alancık, Pınarlar, Tamdere köylerinden Eğribel (2200) geçidini aşarak Şebinkarahisar’a kadar asfalt olarak devam eder.

Dereli-Yavuzkemal arası 28 kilometre­dir. Yavuzkemal’e gitmek için Dereli Şebinkarahisar asfalt yolunun, Kürtün mevkiinden sağa ayrılarak 6 kilometrelik asfalt yolu takip etmek gerekir. Dereli-Kümbet arası 28 kilometredir. Kümbete gitmek için Kotana mevkiinden sol tarafa ayrılan yolu takip etmek yeterli­dir. Ayrıca Kanlıhan mevkiinden sol tara­fa ayrılarak Uzundere köyüne, oradan da Kümbet’e ulaşılmaktadır.

FİZİKİ ÖZELLİKLER

        Giresun Dağlarının bir kısmı Dereli ilçesinin sınırlan içerisinde yer alır. Bu dağlar oldukça yüksek ve kıvrımlar ha­lindedir.

DAĞLAR

      Dereli sınırlan içerisinde Doğu Kara­deniz dağlarının meydana getirdiği, Gire­sun dağlarının en yüksek olanları yer alır. Dağlar, sahilden itibaren yükselirken, Dereli sınırlan içinde dik yamaçlar halinde yükselir. Bu dağlar Dereli ilçesi içinden geçen Aksu deresi vadisi etrafında sıralar halinde, kimi yerde kuzeyden güneye, kimi yerde batıdan doğuya kıvrımlar ha­linde kenetlenmiş gibi uzanırlar.

Karagöl Dağları ve Kümbet Dağları ilçedeki başlıca sıradağlardır. Ayrıca Dereli ve Giresun-Merkez

sınırları arasında Çaldağ bulunur. Dereli sınırları içerisindeki dağlar üzerinde bulunan başlıca tepeler şunlardır.

  • Karagöl Tepesi 3107 m. (Karagöl Dağları üzerinde)
  • Çal Dağı 2071 m.
  • Kale tepesi 1108 m. (Maden ve Hisar köyleri üzerinde)
  • Demirci Tepesi 1927 m. (Sarıyakup köyü üzerinde)
  • Yürücek tepesi 2376 m. (Bektaş yaylası üzerinde)
  • Pekdemir Tepesi 2431 m. (Yavuzkemal Güzyurdu mahallesi üzerinde)
  • Kabaktepe 2017 m. (Yeşiltepe ve Çal köyü üzerinde)
  • Göktepe 2463 m. (Yüce köyü üzerinde)
  • Kuşburnu tepesi 2030 m. (Kümbet Dağları üzerinde)
  • Eğribel geçidi 2200 m. (Eğribel dağları ve Tamdere köyü üzerinde)

Karagöl Dağları üzerinde Karagöl, Sağrakgöl, Kurugöl, Çamlıgöl, Bağırsak gölleri ve Aygır gölü gibi krater gölleri bulunur. Bu dağlar üzerindeki te­pelerde kar yığınları öbek öbek devamlı durur ve görülür.

        Bu tepelerin oluşturduğu dağ sıraları, Karagöl dağları üzerinde bir duvar gibi set çekercesine birleşirler. Karadenizi İç Anadolu’ya ve Doğu Anadolu’ya bağlayan transit yol Eğribel geçidinden sağlanmıştır. Bu geçit yaz ve kış ulaşıma açıktır. Asfalt kaplıdır.


AKARSU VE VADİLER

        Dereli İlçesinin en büyük akarsuyu Aksu deresidir. Aksu deresi bir vadi mey­dana getirerek, ilçe topraklan içerisinde güneyden kuzeye kıvrımlar yaparak akar. Aksu Karagöl dağlarının doğusunda oluşan krater gölü olan “Karagöl” den kaynağını alır. Çok kıvrımlıdır.

        Karagöl dağlarından bembeyaz köpükleriyle inen temiz ve berrak akan sularından dolayı “Aksu” ismini almıştır. Göl eteğinde kurulan köye ismini vere­rek, doğuda Kızıltaş, batıda Sanyakup, su kollarını alıp İkisu Mevkiine ulaşır. Karayolu boyunca akan Tamdere suyu, Kanlıhan Mevkiinde Uzundere suyunu alıp, İkisu Mevkiinde Tamdere deresi olarak Aksu ile birleşir. Kaynağını Güzyurdu köyünden alan, Şıhlar suyu ile Süllü suyunun birleşmesinden meydana gelen Kürtün deresini, Kuzalan Mevkiinde alır. Dağ aralarında kıvrımlar yaparak Kotana Mevkiine gelir. Burada Kümbet Deresini aşağıya doğru geldikçe Çal ve Yıldız de­resini alıp, Dereli ilçesine iner. Burada kaynağını Akkaya Köyü Deregözü mevkiisinin Yedigöz sularından alan Akkaya deresi ile birleşir. Daha sonra Karadeniz’e ulaşmak üzere, kuzeye doğru kıvrımlar çizerek akan Aksu, önce Bük mevkiinde Çubuk deresini, bir kilometre sonra Hisar deresini alıp Çalca köyüne ulaşır. Burada Eğrianbar ve Meşeliyatak sularının birleşmesiyle meydana gelen Çalca deresi Aksu’ya karışır.
İlçenin tüm sularını bünyesine alan Aksu deresi kıvrımlar yaparak Çayköprü’den itibaren Dereli ilçe sınırlarını terkedip, Karadeniz’e ulaşmak üzere akmasına devam eder.

Aksu deresinin uzunluğu 60 kilometre­dir. Bu uzunluğun 45 kilometresi Dereli sınırlan içindedir. Aksu ırmağına birleşen su kollarını, büyükten küçüğe doğru şöyle sıralamak mümkündür:

  • Kümbet deresi
  • Akkaya deresi
  • Kürtün deresi
  • Tamdere deresi
  • Sarıyakup deresi
  • Yıldız deresi
  • Kızıltaş deresi
  • Çalca deresi
  • Çubuk deresi (maden)
  • Hisar deresi

İlçenin Karagöl dağları üzerinde kra­terlerin içerisinde meydana gelen göller; yaz ve kış aylarında çok güzel manzaraya sahiptirler.

Bunların en önemlileri; Karagöl, Sağarak göl, Kurugöl, Kumlu göl, Kazan göl, Aygır gölü ve Barsak gölüdür.

OVALAR VE YAYLALAR

Dereli ilçesinin sınırlan içerisinde ova görünümü hiç yoktur. Kıvrımlar halinde birbirine giren dağların 1500 metresinden itibaren yaylalar görülmeye başlar. Bu yaylalar yaz ve kış yeşilliğini koruyan çimenlerle kaplıdır. Ormanla yaylaları birleştiği ve iç içe girdiği yerlerde öbek öbek çimenli sahalar ormanları içerisine serpilmiş gibi dağılmıştır. Ormanları bit­mesiyle göz alabildiğine uzanan, yemyeşil çimenlerle kaplı yaylalar görülmektedir. Yayla çimenleri arasında kekik ilk sırayı almaktadır. Bunu diğer çimenli ve çiçekli bitkiler izler.

Zengin bitki örtüsüyle kaplı olan yayla­larda hayvancılık ön sırada yer almak­tadır. İlk sırayı küçükbaş, ikinci sırayı büyükbaş hayvanlar alır. Dereli ilçesindeki yaylalar köylerin ortak malıdır. Bazıları yayla, bazıları oba adıyla yöre insanlar tarafından isimlendi­rilmiştir. Kümbet yaylası üzerinden  Şebinkarahisar’ a bağlanan yol etrafında ve çevresinde; Cabla, Cımbırtık, Çamurluoba, Karadağ Obası, Sakaralan Obası, Köyyeri Obası, Kızılaç, Yassıboy, Başkonak, Erikderesi, Başçatak, Karakoç Çayın Kızılcasu, Çeğerçukuru, Sırganlı, Arpaketil Sarmısaklı Güzleği, Taşbaşı, Karanlık Yatak, Kuzugölü, Koçkayası, Yağmurca Obası, Tekke Obası, Homurlu Obası, Çıknkcı Obası, Egrianbar Obası, Kırkboğaz, Görek Yazlığı, Kabakkaya Obası, Çomakkonağı, Göbel, Kümbet Obası, Demirgeçidi, Çeğerli Oba, Günceli, Şıhobası, Keşoğlu, Armutalan, Alancık Obası, Kazankaya, BozyaylaBa- kacak, Elemeği, Mustafalı Çayın, Susuz, Gargaderesi, Garukoba, Uludüz,Tamdere bağlantılı olarak Giresun ve Şebinkarahisar’a uzanan transit yol etrafında ve çevresinde; Dereli Obası, Kayabaşı, Kesek Güzleği Çadır Obası, Muhacirler, Baybahan, Eğri Çank, Karat, Teknecik, Düğmeli, Tamdere Yaylası, Çınağzı, Yenioba, Yapraklı, Karataş, Koyundeliği, Güzelleroba, Sarıçiçek, Karaboğazı, İfazaya, Sıradur, Göloba,Eğrikaya, Isırganlı, Aşağı Belen, Yukarı Belen, Koyunağılı, Kayalıyurdu, Yedigöz, Avşaroba, Kırkgöz, Gağaltaşobası, Yassıbel, Avluya, Eğribel.Bektaş yaylası ve Yavuz Kemal çevresinde: Fındıklı, Gürgenlik Boğazı, Yuva Yaylası, Hapan Yaylası, Himmetli, Koçkaya, Keller Yaylası, Enayet, Abbaşoğlu, Elikesik, Sonnahlı, Çağman, Sakaralan, Koyunalan, Koçtepesi, Susuz, Melikli obası, Harcınkez, Kızılkaya yayla ve obaları bulunmaktadır.

 

TOPRAK YAPISI

Dereli ilçesinin toprak yapısının, büyük bölümünü, dağlar, ormanlar ve çayırlar kaplamaktadır. İlçe çevresinden başlayan ve orman kesimine kadar uzanan topraklar genellikle kırmızı renkli killi topraklardır. Verimi düşüktür. Bu toprak­lar üzerinde mısır ve fındık üretimi yapılmaktadır.

İlçe topraklan dik yamaçlar üzerinde çoğu zaman erozyondan etkilenir. En çok yağmur erozyonu görülür. Zaman zaman yağmur suları ile sürüklenen toprakların kaybolması sonucu ilçe çevresinde kayalıkları görmek mümkündür.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Dereli ilçesi bitki örtüsü bakımından çok zengindir. Her mevsim bol yağış aldığı için, ilçe çevresi gür ormanlarla kaplıdır. Bol yağış, aynı zamanda ormanların kısa sürede yetişmesine sebep olmaktadır. İlçe merkezinden itibaren yükselti arttıkça çeşitli ağaçların bulunduğu, orman kümeleri iç içe sıralanırlar.
İlçe merkezinden 1300 metre yüksekliğe kadar yaprağını döken ağaçlar bulunur. Bu yükseklik içinde fındık bahçeleri, meyve ağaçlan bol miktarda yer alır. Kızılağaç, kayın, gürgen, meşe, kes­tane, akçaağaç, ıhlamur, akasya, karaağaç, çınar, ayıdağacı, ardıç ve ham olarak yetişen kiraz, armut karayemiş (taflan) ve elma ağaçları gibi ağaç çeşitleri yamaçlara serpilmiştir. Boyu yüksek olan bu orman ağaçlan arasında orman gülü, sarıavu, çalıçileği, ılgın, karayemiş, şimşir, özigil, düdüklük gibi bodur ağaçlar da bulunur. 1300 metreden itiba­ren genellikle kışın yaprağını dökmeyen iğne yapraklı ağaçlardan meydana gelen ormanlar vardır. Bu ormanlarda sançam, ladin, dişbudak, köknar gibi ağaç çeşitlerinden meydana gelir. Bunlar arasında alt kısımlarda olmak üzere kayın, gürgen ve meşe gibi ağaçları da görmek mümkündür.
Ayrıca böğürtlen, melevcen, şerbetçiotu, çeşitli çayır otları, ahu­dudu, eğrelti otu, karabaş, ballıbaba, kıryoncası, yaban çileği, ısırgan, kekik, nane, sütlüğen, erikotu, engerek otu, de­vedikeni, adaçayı, madımak, zambak, pa­patya, ebegümeci, kavuk çileği, evelek, zehirli ve zehirsiz mantarlar bölgede sık görülür.

 

HAVA VE İKLİM DURUMU

Dereli’nin iklimi yazları fazla sıcak ol­mayan, sonbahar ve ilkbaharı fazla yağışlı, kışları ise ılıman olan ve genel olarak nemli bir iklim özelliği görülür, ilçeden yükseğe doğru çıkıldıkça iklim biraz daha sertleşir. İlçede aylara göre ısı derecesi ortalaması şöyledir.

Ay    Isı (derece)

Ocak 6
Şubat 5
Mart 7
Nisan 8
Mayıs 12
Haziran 15
Temmuz 20
Ağustos 22
Eylül 18
Ekim 16
Kasım 14
Aralık 9

 

HAYVAN TÜRLERİ

Dereli ilçesi hayvan türleri yönünden zengindir. İlçenin orman alanlarında yaba­ni dağ keçisi, geyik ve karaca gibi hayvan türlerine rastlamak mümkündür. Kümbet, Tamdere ve Yavuzkemal çevresinde bulunan or­manlarda görülmekte ve yaşamaktadırlar. İlçedeki ormanlarda tavşan, kurt, yabandomuzu, çakal, tilki, porsuk, ayı, sansar, sincap, köstebek ve gelincik (adıgüzel) de yaşamaktadır.

Kuş türü olarak da keklik, yaban ördeği, çulluk, karatavuk, karga, alakar­ga, kuzgun, güvercin, serçe, kırlangıç, yarasa, ağaçkakan, alikuşu (kırmızı başlı ağaç kakan), çalıkuşu, atmaca, yaban kanaryası, tarlakirazkuşu, taşkuşu, söğütbülbülü, sinekkapan, saka, baştankara, tırmaşıkkuşu, ispinoz,  kuyruksallayan, ötleğen, ibi­bik, baykuş, şahin ve doğan gibi kuşlar bütün mevsim boyunca ilçede görülür. Leylek, guguk, turna, bıldırcın, sığırcık, an kuşu ve üveyik gibi göçmen kuşlar da ilkbahardan sonbahar mevsimi sonuna kadar yörede görülür.

İlçenin sularında çeşitli tatlı su balığı bulunur. Bunların başında alabalık gelir. İlçe suları iklim yönünden alabalık yetiştiriciliğine çok uygundur. Ayrıca ilçedeki akarsularda pullu balık, bıyıklı balık, sazan ve karabalık da bulunmaktadır.

Kaynak:www.dereli.gov.tr